Otomotiv sektöründe yaşanan teknolojik dönüşüm, tüketici alışkanlıklarını da köklü biçimde değiştirdi. Özellikle şehir içi kullanımda sunduğu konfor nedeniyle otomatik vitesli araçlar, Türkiye pazarında büyük bir hâkimiyet kurdu. ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) verilerine göre 2025 itibarıyla Türkiye’de satılan her 100 otomobilden 95’i otomatik şanzımanlı.
Peki bu kadar yoğun talep varken, otomobil üreticileri neden hâlâ manuel vitesli araç üretmeye devam ediyor? Bu sorunun cevabı, maliyet, kullanıcı alışkanlıkları ve bakım avantajları gibi çok katmanlı nedenlerde gizli.
Manuel şanzımanlar, otomatik sistemlere kıyasla daha az karmaşık bir yapıya sahiptir. Parça sayısı daha az, mühendislik gereksinimi daha düşük ve üretim süreci daha kısa olduğu için maliyet avantajı sağlar. ABD Ulusal Bilimler Akademisi’nin yayımladığı bir teknik rapora göre, manuel şanzıman üretimi otomatik şanzımana göre %30’a kadar daha ucuz olabiliyor.
Bu durum, özellikle gelişmekte olan pazarlarda rekabetçi fiyat sunmak isteyen markalar için büyük bir avantaj. Örneğin:
Aradaki 630.000 TL’lik fark, birçok tüketici için belirleyici bir unsur hâline geliyor.
Türkiye’de 2020 öncesi dönemde sürücü kurslarında eğitimler manuel vitesli araçlarla veriliyordu. Bu durum, milyonlarca sürücünün manuel vitesle araç kullanmayı öğrenmesine ve bu alışkanlığı sürdürmesine neden oldu. Otomatik vites ehliyet uygulaması son yıllarda yaygınlaşsa da, özellikle 40 yaş üstü sürücüler hâlâ manuel vitesli araçlara daha fazla güven duyuyor.
Bazı sürücüler için manuel vites, sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda sürüş keyfinin bir parçası. Özellikle performans odaklı sürücüler, vites geçişlerini kendilerinin kontrol etmesini tercih ediyor. Bu nedenle spor otomobil segmentinde hâlâ manuel şanzımanlı modeller üretilmeye devam ediyor.
Avrupa ve ABD gibi gelişmiş pazarlarda otomatik vitesli araçların oranı %90’ın üzerine çıkmış durumda. Ancak Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde manuel vites hâlâ belirli bir pazar payını koruyor. Bunun temel nedeni, fiyat hassasiyeti ve bakım maliyetleri.
Türkiye’de otomobil fiyatlarını etkileyen en önemli faktörlerden biri ÖTV (Özel Tüketim Vergisi). Motor hacmi ve donanım seviyesine göre değişen vergi oranları, otomatik şanzımanlı araçları daha pahalı hâle getiriyor. Ayrıca döviz kuru dalgalanmaları ve ithalat maliyetleri de manuel vitesli araçların cazibesini artırıyor.
Elektrikli araçlar (EV) genellikle tek oranlı şanzımanla çalıştıkları için manuel vites seçeneği sunmuyorlar. Bu da uzun vadede manuel şanzımanın tamamen ortadan kalkabileceği anlamına geliyor. Ancak hibrit sistemlerde hâlâ manuel vitesli seçenekler bulunabiliyor.
2025 yılında yapılan bir online ankette, katılımcıların %82’si bir sonraki araç tercihlerinde otomatik vitesli modelleri tercih edeceklerini belirtti. Ancak %18’lik bir kesim hâlâ manuel vitesin “gerçek sürüş hissi” sunduğunu savunuyor.
“Otomatik vites konforlu olabilir ama ben aracımı hissetmek istiyorum.” — Mert Celal Yılmaz, Ankara
Manuel vitesli araçlar, otomatik şanzımanın yükselişine rağmen hâlâ belirli bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Özellikle maliyet avantajı, bakım kolaylığı ve sürüş alışkanlıkları bu tercihi destekliyor. Ancak elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte manuel şanzımanlı araçların geleceği giderek daralıyor. Yine de bu geçiş sürecinde, manuel vitesli araçlar hem üreticiler hem de tüketiciler için ekonomik bir alternatif olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Sizce manuel vites nostaljik bir tercih mi, yoksa hâlâ mantıklı bir seçenek mi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın, birlikte tartışalım.
KAMPANYALAR
18 gün önceKAMPANYALAR
29 gün önceMARKALAR
30 gün önceİNCELEMELER
29 Ağustos 2025SEKTÖREL
29 Ağustos 2025SEKTÖREL
29 Ağustos 2025MARKALAR
29 Ağustos 2025MARKALAR
29 Ağustos 2025MARKALAR
29 Ağustos 2025MARKALAR
29 Ağustos 2025KAMPANYALAR
29 Ağustos 2025MARKALAR
29 Ağustos 2025MARKALAR
29 Ağustos 2025